Merhaba, ben öldüm

Merhaba! Ben hayatı boyunca çalışan, kendi amaçlarım arasında ölmüş bir homo-sapiensim. Çok ilginç değilim. Çok yakışıklıyım. Göreceli kavramları severim, her insan gibi.

Doğdum büyüdüm. İncir UHU’dan önceki yapışkan, uçurtmanın var oluş sebebi, kaset plaktan sonra zar zor lehimlerini yaptığmız anfinin çalınanı oldu.

Çalışırken, okurken, çalışırken, okurken… Kimya mühendisi oluvermişim. Gasonluk nere, fayans döşemek nere… “Gosgoca” kimya mühendisi… Koskoca işsiz kaldım.

Devletin kimya öğretmenine ihtiyacı varmış. Oluverdim. Hiç “öğretmen” olamadım, en iyi “öğretmen” oldum. Kimya öğretiverdim çocuklara, insanca, insanlıkla…

Bir valiz taşıyarak tavladım, hayatımın iki yaratığını. Biri 3.5 kg, diğeri 4.5 kg doğdu, valiz sahibini de pişman edercesine. Neyse ki valiz sahibi vermeye de almaya da teşneydi. Verdi, aldı… Verdim, aldım…

Hastalandım bir gün, 4.5 kg olan hastaneye yatırdı. Tam hasteneden çıkarken, valiz sahibi, 4.5 kg, ve 3.5 kg morgla yüzleşti. Benim kaymış, diş protezlerim defibrilatör seansında çıkarılmış cesedimle…

Neyse 4.5 ve 3.5 gömülmek istediğim yere gömmeyi başardılar, sanki farkında olacakmışım gibi. Valiz sahibi için önemliydi tabi. Önemli oldu. Gömdüler… Gömdüler… Mermer, gül filan diktiler. Ver hayatın kimyasını şimdi…Küfür gibi…

Neyse ben öldüm. Öldüğümün farkında olamayacak kadar “güzel” öldüm. Fakat “iyi” öldüm, lakin “güzel” öldüm. Ama ne “öldüm”.

Ben oldum, öğrendim, öğrettim. Keçi gibiydim. Keçiler yetişridim. Bana ekstra anlamlar yükleyenlere küfür gibi öldüm. O küfür birilerinin avuntusu oldu. Merhaba, ben öldüm.

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir