Önüm Arkam Sağım Solum Doğru Yanlış: Sobe!

“Doğru” ne demek?

Buyrun bakalım Hz. TDK’ya:
1. sıfat Bir ucundan öbür ucuna kadar yönü değişmeyen, eğri ve çarpık karşıtı
2. Gerçek, yalan olmayan
3. Akla, mantığa, gerçeğe veya kurala uygun
4. isim Gerçek, hakikat
5. isim, matematik İki nokta arasındaki en kısa çizgi
6. zarf Yanlışsız, eksiksiz bir biçimde
7. zarf Hiçbir yöne sapmadan, dosdoğru, doğruca
8. zarf Yakın, yakınlarında
9. edat Karşı yönünce
10. Yasa, yöntem ve ahlaka bağlı, dürüst, namuslu

“Doğru”nun ne çok anlamı varmış meğer de ben bilmiyormuşum.
1. Hadi matematiksel olarak düşünsek her doğrunun iki yönü vardır. Yönleri değişmeyen olsa bir ihtimal. Birşeylerin karşıtıymış işte fazla kurcalama!
2. Hadi bakalım… Gerçek ne peki? Yalan olmayan. Yalan ne? Gerçek olmayan. Yine birşeylerin karşıtı…
3. Akla uygun. Hangi akla? Mantığa uygun? Hangisine? Aristo? Gerçeğe uygun? Pardon az önce gerçek/yalan demiştik. Kural? Hangi kural? Komikleşiyor.
4. Off yine gerçek. Dayamıcam bakıcam şu “Gerçek” neymiş:

  • 1. isim Yalan olmayan, doğru olan şey, hakikat
  • 2. Gerçeklik
  • 3. Doğruluk
  • 4. sıfat Yalan olmayan
  • 5. sıfat Bir durum, bir nesne veya bir nitelik olarak var olan, varlığı inkâr edilemeyen, olgu durumunda olan, özbeöz, hakiki, reel
  • 6. sıfat Aslına uygun nitelikler taşıyan, sahici
  • 7. sıfat Temel, başlıca, asıl
  • 8. sıfat Doğadaki gibi olan, doğayı olduğu gibi yansıtan
  • 9. sıfat Yapay olmayan
  • 10. sıfat, felsefe Düşünülen, tasarımlanan, imgelenen şeylere karşıt olarak var olan

Gerçek doğruya, doğru gerçeğe paslıyor topu… İlginç bir benzerlik var bir tanesi dışında: “Doğadaki gibi olan, doğayı olduğu gibi yansıtan”. Bu durumda doğrunun doğa ile bir ilgisi olmalı… Hmm… Neyse “Doğruya” devam edelim:
5. O sanki doğru parçasının tanımıydı. Neyse canım… TDK diyorsa… Bir allah bir TDK…
6. Yanlış olmayan, tam olan filan. Yine bir şey olmayan bir şey bu doğru. Yaklaşıyoruz galiba.
7. Burnunun dikine…
8. Bişeye doğru. -e doğru. Anladım.
9. Yine -e doğru…
10. Evet hangi yasa? Hangi yöntem? Hangi ahlak? Dürüstlük? Namus?

Tamam anladım heralde? Birşeyler olmayan, yasal, ahlaki, iki noktayla bir ilgisi olan, gerçek de denen, mantığa akla uygun, burnunun dikine ve asla yanlış olmayan bir şey galiba bu “doğru”.

Peki “yanlış” nedir? Yine TDK:

1. isim Bir kurala, bir ilkeye, bir gerçeğe uymama durumu, yanılgı, hata
2. sıfat Bir kurala, bir ilkeye, bir gerçeğe uymayan, aykırı olan, hatalı
3. zarf Hatalı bir biçimde
4. sıfat, felsefe Biçimsel düşünme yasalarına uymayan, düşünülen şeyle uyuşmayan

Kestirip atmışlar sanki yanlışı, üvey evlat gibi kalmış gerçekle doğru yanında. Doğrunun ve gerçeğin tersi işte. Ben de ne salağım. “Düşünme yasası” da varmış üstelik. Bir yaşıma daha girdim.

Güldüm, gülüyorum.

Aykırı olan: Dünya’da tarihe geçmiş ne kadar insan varsa hepsi aykırı değil mi?

Düşünseniz ya düşünce yasası Madde 1: Düşünce Yasasını düşünmeyeceksin!

Doğrular, yanlışlar ve bu ikisi arasında yapılan seçimler. Hayat… Sonra merhum/e u/yi nasıl bilirdiniz?

Hiç düşündünüz mü hayatımızda mutlak doğru ya da yanlış diyebileceğimiz şeyler var mı? Var diyorsanız neye göre düşündünüz mü? Yoksa Düşünce yasasına aykırıydı da üstüne gitmediniz mi?

“Gerçek yalnızca bir ilüzyondur, ama bitmek bilmeyen bir ilüzyon.” demiş sevgili Albert Einstein. Belki hatalı çevirmişimdir orjinalini de yazayım kimsenin bir tarafı şişmesin:
“Reality is merely an illusion, albeit a very persistent one.”

Bu noktada aklıma tek bir soru geliyor: Ne kadar düşünüyoruz? Hatta düşünüyor muyuz?

Doğru yapacağım, doğruyu seçeceğim derken, biraz da olsa hayatsal kavramlardan uzaklaştığımızda, o doğrunun ne kadar doğru, yanlışın ise ne kadar yanlış olduğunu irdeliyor muyuz? Herşeyi geçtim, herhangi bir kavrama “bu doğru” derken toplumun tüm öğretilerinden/bilgilerinden sıyrılıp, o kavramın nasıl oluştuğunu hiç irdeliyor muyuz?

Örnekleyelim güzelleşelim:
Bir hırsız sevdiğiniz bir eşyanızı çaldı. Bu doğru mu yanlış mı?
Hemen cevaplar gelir: Yanlış! Yanlış! Harhara! vs. Hatta abartılıp: “Bak iki tanesini meydanda sallandırcan bunların, bak bir daha çalıyorlar mı…” yorumları gelir…

Evet madur açısındam “yanlış” bir olay olsa gerek. Ne de olsa sevdiği bir nesne ortadan kayboluyor ve üzülüyor. Peki hırsız niye çalıyor? İş bulamamış ve aç kalmış olabilir mi? Çocuğunu okutmak vs. gibi bir neden olabilir mi? Olabilir. Bu durumda hırsızın yaptığı yanlış mı? Biz olsak onun yerinde farklı bir şey yapar mıydık? Yapardık belki. Hali hazırda çocuğu üniversiteyi bitirince teslim olmuş hırsızlar olduğuna göre o da bu sözüm ona “yanlış”ın farkındaymış. Yine de yapmış. Bu durumda seçeneksiz kalmak yanlış bir şey midir?

8. sıfat Doğadaki gibi olan, doğayı olduğu gibi yansıtan

TDK nın topu diktiği yer burası. Ne kadar doğruyuz/yanlışızdan önce, NE KADAR DOĞALIZ? Toplumun öğrettiği kavramlardan sıyrılıp ne kadar doğanın kendisini referans alıp kararlar verebiliyoruz? Eğer bunu yapamıyorsak sobelendik demektir. Doğa tarafından, hani şu bir parçası olduğumuz, sözümona cankuşumuz doğa…

Bir şeye karar verirken göz önünde bulundurduğumuz referanslarımız “doğal” değilse, bırakın yanlışı/doğruyu hepsi aynı kapıya çıkacak nasıl olsa. Biz kendimizi doğanın bir parçası olarak tanımlamayıp, beynimizi kullanmadığımız sürece, kim kime dum duma, batsın bu dünya, bitsin bu rüya… Geldik gene Einstein a hem de Orhan Baba’yla. Buyurun burdan yakın… 🙂

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir